ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA
-
-
ERSAĞ RESMİ WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
-
RESMİ ERSAG WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
İSKENDERUN









20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile bir uzlaşma ortamına girmesi üzerine, Antakya'da Fransız yönetimine karşı sürdürülen direniş faaliyetine bir süre ara verildi. Ancak, antlaşmanın imzalanmasından kısa bir süre önce, 26 Ağustos 1921 tarihinde, Fransızlar bütün Suriye'yi işgal ederek, daha önce kurmuş oldukları Faysal başkanlığındaki Suriye Hükümeti'ne son vermiş ve ülkede manda yönetimini uygulamaya başlamışlardı.
Ankara Antlaşması hükümleri içinde sancak dahilindeki okullarda Türkçe'nin okutulması, Arapça'nın yanında Türkçe'nin de resmi mahiyette bir dil olması, Türk Kültürünün yayılması, sancak bayrağının Türk Bayrağı'na benzer bir bayrak olması gibi maddeler bulunmasına rağmen, Fransızlar bu maddeleri hiçbir zaman uygulamadılar. Özellikle eğitim ve sağlık hizmetlerinde, Hristiyan nüfusu, Türk nüfusa yeğ tutan bir davranış içine girdiler. Bu tutum, sancakta yaşayan farklı etnik grupların, farklı dili konuşanların ve farklı siyasi akımlara mensup olanların çatıştığı karışık bir ortam yarattı.






İskenderun’un ekonomisi üç ana başlıkta toplanır.
a)-Tarım : Kırsal kesimin tamamı tarımla ilgilidir. Tarım arazisi 224.991 da olup, bunun 81.670 da tarla arazisi(1+2.ürün), 8.487 da’rı meyvelik ve süs bitkileri arazisi, 24.000 da’rı zeytinlik, 86.291 da’rı sebze arazisi(1+2. ürün), 360 da’rı bağ arazisi, 24.013 da’rı narenciye arazisi,170 da’rı ise örtü altı arazisidir.
İlçemizin toplam arazisi 745.925 dekardır.
Tarım Arazisi 224.991 da
Orman Arazisi 338.479 da
Diğer Araziler 182.455 da’dır
İlçemizde yetiştirilen başlıca ürünler buğday, pamuk, zeytin, turunçgiller, sebze ve meyve çeşitleridir.
İlçemizde küçük ve büyükbaş hayvan bulunmakla beraber hayvancılığın gelişmiş olduğu söylenemez.
b)-Ticaret ve Sanayi : İskenderun Demir Çelik A.Ş., Yazıcı Demir Çelik San.Tic.A.Ş., Ekinciler Demir Çelik San.Tic.A.Ş., Atakaş Şirketler Grubu, Şahin Kömür Tic. A.Ş., Gübre Fabrikaları A.Ş., Noksel Çelik Boru Sanayi A.Ş., OYSA İskenderun Çimento San. ve Tic.A.Ş., TOSYALI Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş., Petrol Ofisi Tesisat Müdürlüğü, ÇEKİSAN Petrol Dolum Tesis Müdürlüğü İlçemizin önemli sanayi kuruluşlarıdır. 2009 yılı itibarı ile ticaret ve sanayi odasına kayıtlı 1224 gerçek kişi, 2461 tüzel kişi olmak üzere 3685 faal üye bulunmaktadır

İlçemizde Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait; 1 Adet Toplum Sağlığı Merkezi, 36 Adet Aile Sağlığı Merkezi, 5 Adet Sağlık Evi, 1 Adet Ana-Çocuk Sağlığı Merkezi, 1 Adet Verem Savaş Dispanseri, 1 Adet Halk Sağlığı Labaratuvarı,1 Adet Devlet Hastanesi (535 Yataklı), 1 Adet Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 1 Adet Asker Hastanesi (100 Yataklı), 5 Adet 112 Acil İstasyonu bulunmaktadır.
—Özel olarak ise; Gelişim Hastanesi ( 81 Yataklı) ve Palmiye Hastanesi (47 Yataklı) olmak üzere 2 Adet Özel Hastane, 1 Adet Akademi Tıp Merkezi (5 Yataklı), Kardiyoloji Merkezi (3 Yataklı) ve Nöroloji Merkezi (3 Yataklı) olmak üzere 2 Adet Dal Merkezi, RNC Diyaliz (25 Yataklı), Başkent Diyaliz (27 Yataklı), Nefrotep Diyaliz (20 Yataklı) ve İskenderun Diyaliz (25 Yataklı) olmak üzere 4 Adet Diyaliz Merkezi, 117 Adet Eczane, 3 Adet Ecza Deposu, 3 Adet Özel Poliklinik, 1 Adet Özel Laboratuar bulunmaktadır.
—İlçemize bağlı 21 Köye Aile Hekimleri tarafından Mobil Hizmet götürülmektedir. Ayrıca, Gerek Halkımızın sağlık konularında bilgilendirilmesi gerekse hekimlerimizin mesleğini daha iyi icra edebilmeleri ve daha kaliteli hizmet sunabilmeleri açısından çeşitli konferanslar ve görsel sunumlar düzenlenmektedir.

İskenderun; sahip olduğu tarihi, turistik kültürel ve doğal güzellikleriyle yerli-yabancı herkesin dikkatini çeken bir ilçemizdir.
Doğal ve kültürel zenginlikleri yanında yayla ve denizin yan yana olması, her türlü sebze ve meyvenin yetişmesi yöre insanının hayat tarzı üzerinde özellikle mutfağa yansıyan zenginlikte kendini göstermiştir.
Bölgemizde mahalli özellikler çağdaş değerlerle sürekli etkileşim içinde olmuş, Nişan-düğün gibi törenlerde günlük hayatımızı renklendirmiştir.1970-1975 döneminde kentimizin göç alması, aynı yıllarda Orta Doğu Savaşları nedeniyle İskenderun’da kentleşme çok yüksek boyutlarda olmuştur.Bu durum kentimizin kültürel özelliklerini etkilemiştir.
Örneğin; 1970’li yıllarda İskenderun’da terzilik, giyim evi gibi işyerleri büyük artış göstermiştir.1980’lerde kadın-erkek giyimde yer yer rastlanan şalvar dışında geleneksel özellik taşıyan giysilere pek rastlanılmamıştır.
Geleneksel kadın kıyafetleri zıbın, kıyafetleri zıbın, mavi yünlü yada pamuklu kumaştan beli bol büzgülü entari, üstüne güdük denilen yelek, beldeki kuşak, ince yün çorap, yemeni, çarık, başta ak şal, kefiye, fes üstüne yaşmak bağlanır.
Takı günümüzde de yaygındır. Altın küpe, bilezik, yüzük sırma denilen altın diziler kadın kuşamının tamamlayıcısı olmuştur.

Geleneksel erkek giyiminde gittikçe daralan paçaları işlemeli şalvar değişmeyen erkek giyimidir. Bele enli kuşak sarılır. Üstüne gömlek(Köynek) giyilir. Üste kimi yörelerde aba denen yelek giyilir. Başa terlik ya da takke denilen el örgüsü bir başlık takılır. Çevresini poşu (kenarları süslü, ipekli başörtüsü) sarar. Yün çorap ve yemeni giyimi tamamlar.
Beslenme tarzının kişiliği, karakteri etkilediğine şüphe yoktur. Bir millet alıştığı yemekten ve damak tadından kolay kolay vazgeçmez. Çünkü o yemekler yörenin kendine has özelliklerinden, coğrafi şartlarından, toprağından, sosyal ve kültürel yapısından doğmuştur.
Bölgemiz insanları yemeklerini kendisi yaratmıştır.Gittiği her yere de götürmüştür.Öyle ki başka kentlere hatta yurtdışına çıksa da yağını, çökeleğini, bulgurunu, biberini, salçasını, zeytinini, ekşisini buradan götürmesi boşuna değildir.
Beslenme büyük ölçüde buğday ve buğdaydan elde edilen ürünlere dayanır.Üretimi yaygın olan sebze ve meyve tüketimi çoktur.Patlıcan, biber, kabak, bamya gibi yitecekler kurutularak kışa saklanır.Tarhana, bulgur, lor, çökelekte yazdan hazırlanan yiyeceklerdendir.Nar ekşisi, biber, domates, şalgam turşusu çok kullanılan katıklardır.
Künefe, cezerye, güllaç, lokma ve müşebbek tatlı türlerindendir.Turunç ve ceviz reçeli ile kabak tatlısı ünlüdür.Şeker bayramında kömbe adı verilen pastalar yapılır.
Köylerde tandırda biberli ekmek pişirilmesi çok yaygındır.Sabah kahvaltısında çayın yanı sıra tuzlu yoğurt, nar ekşili zeytin salatası,





Yörenin Ünlü Türküleri
Altın tasta gül kuruttum, Şu karşıki dağda kar var duman yok, Al mendili mendili(depki), Pınarbaşı oymak oymak, Mavilim yaktın beni, Yaşa Emmioğlu, İki bülbül, Dama vurdum bir tepik, Gülizar, Sabahtan uğradım, beymail.

HalaylarKülüçe, Garip, Köroğlu, İlbeydioğlu, Alo Paşa, Aysel Kız, Halebi, İki ayak, Şirvani, Kırıkhan.Halk müziği araçları, Yörede divan, bağlama, cura, çöğür gibi bağlama ailesinden sazları özellikle aşıklar kullanır.Köylerde son yıllarda bağlamanın yerini tambura almaya başlamıştır.Yaylı sazlardan su kabağı, kemane daha çok kırsal kesim sazlarıdır.Zurna üflemeli sazların en yaygınıdır.Dilli ve dilsiz kavallar yanında, “Argun” denilen kartal kemiğinden çifte düdükte çalınır.Vurmalı sazların başında davul ve deplek(darbuka) gelir.Tef ve zil ile zilli maşa kimi yerlerde kaşıkta kullanılır.Halaylar davul zurna eşliğinde coşkuyla oynanmasına da depki depmek denir.Halaylar nişanlarda, düğünlerde, milli ve dini bayramlarda oynanır.Halay başının elinde birer mendil yada eşarp bulunur.Bu mendille ayrı bir gösteri yapan halay başının becerisi mendili iyi kullanmasıyla ölçülür.Zaman zaman halaydan ayrılır.Davulcu ile karşılıklı oynar.Halaylar kadın erkek birlikte oynadığı gibi yalnız kadınlar ve yalnız erkeklerce de oynanır